Bianet’ten Ayça Söylemez, bölge halkına unutulmaz acılar yaşatan kontrgerilla yöntemlerinden biri olan beyaz Toros tanıklıklıklarını derledi.
Diyarbakır’ın Bismil ve Bağıvar ilçesinden iki Beyaz Toros’ta kayıp hikayesi şöyle:
“60 yaşındaki Selahattin Akbulut, Diyarbakır’ın Bismil ilçesine bağlı Kenhizirkan köyü Mehmetşirvan mezrasında yaşıyordu. Koruculuğu kabul etmediği için baskı altındaydı. Defalarca gözaltına alındı, işkence gördü, ölümle tehdit edildi.
21 Haziran 1995’te askerlerin Mehmetşirvan mezrasına düzenlediği baskında sivil giyimli beş kişi Akbulut’u evinden zorla alıp Beyaz Toros’a bindirdiler, “Komutan çağırıyor, karakolda ifaden alınacak, götürüp hemen geri getireceğiz” diyerek götürdüler.
Ailesi ondan sekiz ay haber alamadı. 26 Şubat 1996’da telefonları çaldı, kendini astsubay olarak tanıtan bir kişi, Kuruçay’da gömülü olan bir ceset teşhisi için çağırdı. Akbulut’un eşi ve kız kardeşi kol ve ayakları kesilmiş tanınmaz haldeki cesedi giysilerinden teşhis etti.
44 yaşındaki HADEP üyesi Mehmet Özdemir, Diyarbakır’ın Bağıvar köyünde yaşıyordu. Sekiz çocuk babasıydı, eşi Enzile Özdemir hamileydi.
Defalarca gözaltına alındı, ağır işkenceler gördü. Son gözaltına alındığında “Bir daha seni alırsak öldüreceğiz” dediler. O da ailesine“Gözaltına alındığımda beni ilk arayacağınız yer Saraykapı’daki JİTEM olsun” uyarısında bulundu.
26 Aralık 1997’de Diyarbakır’da bir kahvede otururken, insanların gözü önünde telsizli, uzun menzilli silahlı kişiler tarafından zorla Beyaz Toros’a bindirildi.
Kendisinden bir daha haber alınamadı. AİHM, 8 Ocak 2008’de oybirliği ile “Türkiye devletinin, Mehmet Özdemir’in kaybolması ve ihtimal dâhilinde olan ölümünden sorumlu olduğu” kararına vardı ama bu karar yeniden bir soruşturma açılmasına yol açmadı.
Mehmet Özdemir halen “kayıp”.
Bianet’ten Ayça Söylemez, bölge halkına unutulmaz acılar yaşatan kontrgerilla yöntemlerinden biri olan beyaz Toros tanıklıklıklarını derledi.
Diyarbakır’ın Bismil ve Bağıvar ilçesinden iki Beyaz Toros’ta kayıp hikayesi şöyle:
“60 yaşındaki Selahattin Akbulut, Diyarbakır’ın Bismil ilçesine bağlı Kenhizirkan köyü Mehmetşirvan mezrasında yaşıyordu. Koruculuğu kabul etmediği için baskı altındaydı. Defalarca gözaltına alındı, işkence gördü, ölümle tehdit edildi.
21 Haziran 1995’te askerlerin Mehmetşirvan mezrasına düzenlediği baskında sivil giyimli beş kişi Akbulut’u evinden zorla alıp Beyaz Toros’a bindirdiler, “Komutan çağırıyor, karakolda ifaden alınacak, götürüp hemen geri getireceğiz” diyerek götürdüler.
Ailesi ondan sekiz ay haber alamadı. 26 Şubat 1996’da telefonları çaldı, kendini astsubay olarak tanıtan bir kişi, Kuruçay’da gömülü olan bir ceset teşhisi için çağırdı. Akbulut’un eşi ve kız kardeşi kol ve ayakları kesilmiş tanınmaz haldeki cesedi giysilerinden teşhis etti.
44 yaşındaki HADEP üyesi Mehmet Özdemir, Diyarbakır’ın Bağıvar köyünde yaşıyordu. Sekiz çocuk babasıydı, eşi Enzile Özdemir hamileydi.
Defalarca gözaltına alındı, ağır işkenceler gördü. Son gözaltına alındığında “Bir daha seni alırsak öldüreceğiz” dediler. O da ailesine“Gözaltına alındığımda beni ilk arayacağınız yer Saraykapı’daki JİTEM olsun” uyarısında bulundu.
26 Aralık 1997’de Diyarbakır’da bir kahvede otururken, insanların gözü önünde telsizli, uzun menzilli silahlı kişiler tarafından zorla Beyaz Toros’a bindirildi.
Kendisinden bir daha haber alınamadı. AİHM, 8 Ocak 2008’de oybirliği ile “Türkiye devletinin, Mehmet Özdemir’in kaybolması ve ihtimal dâhilinde olan ölümünden sorumlu olduğu” kararına vardı ama bu karar yeniden bir soruşturma açılmasına yol açmadı.
Mehmet Özdemir halen “kayıp”.